Peki, siğillerin etkin bir tedavisi yok mudur ?

Peki, siğillerin etkin bir tedavisi yok mudur ?

SİĞİL (VERRUKA)

SİĞİL (VERRUKA) TİPLERİ VE TEDAVİSİ:

Siğiller, deri ve mukozaların insan papilloma virusu (HPV) denen bir virüs tarafından enfekte edilmesiyle gelişen iyi huylu olarak başlayan, derinin belirli katmanlarının anormal şekilde çoğalmasıyla görünür hale gelen bir grup deri hastalığıdır. Siğillerin şekli bulunduğu bölgeye veya tipine göre değişmekle beraber genel olarak düz, parmaksı veya pütürlü yüzeyleri bulunan deriden kabarık oluşumlar halinde karşımıza çıkarlar.

NASIL BULAŞIR?

Siğiller genellikle direkt olarak insandan insana temasla bulaşır. Nadiren dolaylı yollarla bulaşabilir. Siğiller bulaştıktan sonra hemen ortaya çıkmazlar. Görünür hale gelmeleri aylarca sürebilir. El, ayak tabanı siğilleri ve düz siğillerin bulaşma riskleri düşüktür. Ancak genital siğillerinin cinsel temasla bulaşıcılığı oldukça yüksektir. Siğillerin, dolaylı olarak, ortak kullanılan havlu, bornoz, terlik gibi giysiler ile havuz, hamam, kaplıca ve ıslak zeminlerden nadir de olsa bulaşma ihtimali vardır.

Bununla birlikte HPV virüsü ile her temas siğile neden olmamaktadır. Virüsün bulaşıp siğile neden olmasında derinin sağlam olması önemli bir faktördür. Kesi, çatlak, yara sıyrık gibi deri bütünlüğünü bozan durumlar bulaş riskini ciddi düzeyde artırmaktadır. Ayrıca kişinin bağışıklık düzeyi, bazı genetik yatkınlık durumları, yaşı, eşlik eden hastalıkları, stres ve psikolojik durumu, beslenme biçimi gibi birçok unsur siğil oluşumunda etkilidir.

SİĞİL ÇEŞİTLERİ

Siğillerin en sık görülenlerini 4 ana grupta toplayabiliriz;

1-YAYGIN SİĞİLLER/VERRUCA VULGARİS: Ellerde, parmaklarda ve tırnak çevresinde görülen bu tip siğiller çok yaygındır. Deri bütünlüğünün bozulduğu durumlarda (tırnak yeme/yolma, vb.) daha kolay çıkar. Çocuklarda daha sık görülür.

2-AYAK TABANI SİĞİLLERİ/PLANTAR WARTS: Tek veya çoklu gruplar (mozaik

warts) halinde olabilir. Diğer siğillerden farklı olarak deri içine gömülü görünümdedirler ve ağrı yapabilirler. Vücut ağırlığının basısına bağlı olarak bu şekilde gelişirler. Üzerlerinde kanama odaklarını gösteren kırmızı/siyah noktacıklar olabilir. Ağrı, siğilin büyüklüğüne ve derinliğine (basıya) göre değişir.

3-DÜZ SİĞİLLER/FLAT WARTS: Nispeten küçük, yumuşak ve üzerleri düz siğillerdir. Sayıları çok fazla olabilir.Vücudun her yerinde olabileceği gibi,yoğunluk yüz ve saçlardadır. Düz olmalarınedeniyle gözden kaçabilirler.

4-ETEK SİĞİLLERİ/GENİTAL WARTS/KONDİLOMA: Erişkinlerde daha sık görülür ve yaşam kalitesini etkiler. Farklı büyüklük ve sayıda olabilir. Genital organların dışında ve bayanlarda vajen, serviks gibi iç kısımlarda da olabilir. Çok eşli ve güvenlik önlemi olmadan cinsel temasta bulunanlardasık rastlanır. Bu tip, özellikle bayanlarda serviksi (rahim ağzını) uzun süre tedavi edilmeksizin tutarsa kansere kadar giden değişikliklere neden olabilir.

HASTALIĞIN SEYRİ:

            Dünya üzerinde bölgesel farklar olmakla birlikte ortalama her beş kişiden birinde siğil olduğu tahmin edilmektedir. Yapılan çalışmalarda 15-49 yaş aralığındaki en az her dört kadından birisinin HPV virüsüyle enfekte halde bulunduğu görülmektedir. Yani bilinenden çok daha sık olduğu rahatlıkla söylenebilir. Bununla birlikte genital bölgelerdekiler hariç olmak üzere vücudun diğer yerlerindeki siğillerin zaman içinde kendisini sınırlama veya geçme ihtimali olabilmektedir. Fakat siğillerin bir kısmı inatçı bir hal alarak uzun yıllar kalabilmekte veya çoğalabilmektedir. Daha kötüsü ise siğillerin bazı tiplerinin kanserleşmeye zemin hazırlamasıdır. Başta serviks (rahim ağzı) kanseri gibi bazı kanser tiplerinin en önemli sebebinin HPV enfeksiyonu olduğu artık bilinmektedir. Serviks kanseri vakalarının yüzde 90’ından fazlasında HPV virüsü bulunduğu tespit edilmektedir.

SİĞİL TEDAVİSİ  

Çok yakın zamana kadar siğillerin yüzde yüz bir tedavi yöntemi bulunmamaktaydı. Doktorlar tarafından ne en çok tercih edilen yöntem hali hazırda salisilik asit, laktik asit gibi muhteviyatında asit içeren bir grup ilaçtır. Bu gruptaki ilaçlar deri katmanlarını asitle eritmek suretiyle siğillerin tedavisinde etkinlik beklenen ilaçlardır. Diğer bir grup ise podofilin veya 5-florourasil gibi esasen kanser ilacı olan ve deri hücrelerinin büyümesini önlemek suretiyle etkinlik beklenen ilaçlardır. Kullanımdaki zorlukları ve ciddi yan etkileri bir kenara bırakılabilirse bu tedavilerle hastaların bir kısmındaki siğiller geçebilmektedir. Fakat hastaların bir bölümü yan etkileri nedeniyle tedaviyi tamamlayamazken bir bölümü de tedaviye rağmen iyileşememektedir.

Diğer kullanılan yaygın tedaviler arasında ise Cerrahi tedavi yöntemler bulunmaktadır.  krioterapi, laser, elektrokoter, cerrahi eksizyon hekimler tarafından uygulanabilecek yöntemlerdir. Bu tarz cerrahi tedavilerde de yine uygulama zorlukları, birden fazla seans gereklilikleri, cerrahiye bağlı ağrı, enfeksiyon gibi istenmeyen etkiler, maliyetinin yüksek olması ve belki de en çok çekinilen yönü ise değişik düzeylerde iz kalması ihtimalinin olmasıdır. Ve tüm bu riskler kabul edilip uygulansa bile cerrahi yöntemlerle tedavinin her zaman yüzde yüz sonuç vermediği gerçeği unutulmamalıdır. Alternatif olarak immunoterapi,  interferon ve imiquimod gibi bağışıklık sistemini güçlendiremeye çalışarak siğil tedavi denemeleri de yapılmakla birlikte maalesef etkinliği belirli düzeyleri geçememektedir.

Peki, siğillerin etkin bir tedavisi yok mudur; ?

Yukarıda bahsi geçen ve etkinliği sınırlı olan tüm bu tedavilerin yakın bir zaman içinde artık terk edilmeye başlanacağını hep birlikte göreceğiz. Cerrahi yöntemler, asit uygulamak veya kanser ilaçları gibi birçok tehlikeli tedaviyi hayatımızdan çıkaracak olan tedavi metodu artık iki mekanizma üzerinden tasarlanmış bitkisel krem tedavisidir. HPV virüsünü öldüren ve hasar görmüş deri tabakasını onaran iki farklı grup bitkisel ucu ve sabit yağlar kullanarak yapılmış olan kremle siğilleri acısız, sancısız ve iz kalmayacak şekilde tedavi etmek gayet mümkün görünmektedir. Adı geçen kremin bileşenlerine ait yapılmış olan klinik çalışmalara baktığımızda; hindistan cevizi, badem yağı, shea yağı gibi dokuyu tamir etme özelliği yüksek sabit yağlar mevcut.  Aynı zamanda meleleuca, karanfil, tarçın, ardıç gibi virüs öldürücü bazı uçucu yağlar var. Ve ayrıca balmumu, propolis ve tamanu yağı gibi hem doku iyileştirici hem de virüs öldürücü özelliği ortak barındıran doğal maddeler içeriyor. Kremin en dikkat çeken yönü ise kimyasal, sentetik olan veya gıda özelliği olmayan hiçbir maddenin kullanılmamış olması. (www.dilemvital.com)